Okluk Koyu

KARACASÖĞÜT

OKLUK KOYU

Tüm Türk denizcilerinin piri, üstadı, Sadun Boro, Gökova'yı dünyanın ceneti, Okluk koyunuda Gökovanın en iyi koyu, incisi diye tarifler. Kasım'dan Nisan'a kadar da tüm kışı burada eskiden efsane teknesi Kısmet, son zamanlarında ise Sonbahar isimli katamaranı ile geçirirdi. Batıdan gelirken, Ayın koyundan sonra, Doğudan seyirde ise Karacasöğüt'ü dümen suyunuzda bırakıp varırsınız Okluk koyuna. Koy aslında Değirmendere bükü diye adlandırılır. Kuzeyden bu büyük koya giriş yaptığınızda sancağınızda İngiliz koyunu görürsünüz. Buraya Dünya savaşında geceleri Alman gemilerini bombalayıp, sabahın ilk ışıkları ile koya sığınıp saklanan İngiliz muhriplerinden dolayı bu isim verilmiştir. Hemen altında koyun tam güneyinde Cumhurbaşkanlığı konutu ve iskelesini görürsünüz. Ve iskele tarafına dümen tutarsanız önce Sadun Boro üstadın diktiği Deniz kızı heykelinin yanından geçer, sonra da bir muazzam koy olan Okluk'a varırsınız.

Koyu çepeçevre saran, çeşit çeşit ağaçlardan oluşan orman, cam gibi akisler yaratan bir sakin deniz ve karşı sırtlarda demirdeki envai çeşit yerli yabancı tekneler görsel coşku yaratır yüreğinizde. Iki iskele ve iki lokanta vardır burada. Karaya çıkarsanız Sadun Boro'nun bu cennete yerleri korumak için 1986 yılında ilk kez kaleme aldığı panodaki yazıyı okursunuz. Orman yolları arıların mevsimi hariç özellikle nisan ve ekim de yağmurun getirdiği, ıslak toprak kokusu eşliğinde dolaşmaya cezbeder insanı. Tepelere varıp da aşağı baktığınızda Sadun Boro'nun ne denli haklı olduğunu anlarsınız. Görüntü hafızalara kazınır. En meşhur yemeği de orfoz buğlamasıdır lokantaların. Sabah kahvaltı öncesi botla yapılan bir Değirmendere bükü gezintisi doyumsuzdur. Dışarıda ister Kıran ister Karayel isterse de Lodos hüküm sürsün, içerisi göl gibidir. Bir ya da iki gün asla yetmez. Uzun uzun kalınası bir yerdir Okluk. Hele Sadun Boro oradaysa...